Şanışer Fan SitesiHoşgeldiniz : Misafir
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0

 
AnasayfaSohbet ve RadyoSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hip Hop'un ilk kadınları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mlhykc
Administrator
avatar

Takım : Fenerbahçe
Nerden : Tekirdağ
Mesaj Sayısı : 1077
Kayıt tarihi : 29/10/09
Nerden : Tekirdağ

MesajKonu: Hip Hop'un ilk kadınları   C.tesi Kas. 07, 2009 9:40 pm

Hip Hop'un ilk kadınları

Rap, EPMD'den Erick Sermon'un bir zamanlar söylediği gibi 'Hep pislikler hakkında olagelmiştir: Benim pisliğim seninkinden iyi, senin pisliğin iğrendiriyor, vs'. Poz kesmek, caka satmak, böbürlenmek, palavra sıkmak, atıp tutmak gibi antika maço davranışlar şarkıların kalbini ve temel ruhunu oluşturmuştur. Belki de bu yüzden rap genellikle yapısında erkekliğin var olduğu bir biçim olarak düşünülmektedir (Bol kalça hoplatmalı video klipler bile bu düşünceyi değiştiremez herhalde). Kadın MC'ler geleneksel olarak, ister erkeksi anormallikler, ister sevimli yenilikler, isterse de erkeklerin oyunundan süzülmüş rastlantılar ama herşeyden önce davetsiz misafirler olarak görülmüşlerdir. Fakat gerçek şudur ki, sayıları erkeklerden daha az olsa da kadınlar, oluşum yıllarından bu yana rap'in içinde hep var olmuşlardır (Rock 'n'roll ya da pop gibi diğer savaş sonrası baskın müzik biçimleri için böyle bir şey söylenemez). Aslında, başlangıçtan beri kadınlar da erkeklerin yanında her zaman mikrofon sallamışlardır.
'Rap Lokumu'nun Amerika'nın diğer yerlerine de ulaştığı 1979'dan önce bile, rap'in henüz yöresel bir oluşum olduğu Güney Bronx'ta, kadın MC'ler vardı-ve bunlardan birine göre, bu yeni biçimi yaratma konusunda hiç te erkeklerden aşağı kalmıyorlardı. Boogie Down Productions tayfasının bir elemenı olan Ms.Melodie'nin (Daha sonra, KRS-One ile evlendi) dediğine göre, 'Rap'i başlatan erkekler değildi, onlar cilayı atanlardı. Kadınlar her zaman rap'in içinde oldular. Onların küçük takımları olurdu ve ev partilerinde, sokaklarda, okul bahçelerinde, köşe başında, parkta ve her yerde gösteriler yapmakla bilinirlerdi.'
Bu cila-öncesi dönem ile ilgili elde fazla belge olmasa da o günlerden kalan bazı saygıdeğer isimler vardır: Little Lee (Kool DJ AJ ile birlikte şarkı söylerdi), Sweet & Sour ile çalışmış olan Grandmixer D.S.T. Lady B (Kayıt yapmış olan ilk rapçi kadın. 1980'de 'To the Beat Y'all'u kaydetti. Daha sonra, Philadelphia'lı WUSL'e DJ olarak geçti ve, bu arada, bir rap fanzin olan Word Up!'ın baş editörlüğünü yaptı), The Mercedes Ladies (Donald D'nin 'Don's Groove'unda yer almışlardı. Fakat bu kadınlar takımı resmi kabul görmedi). Kadınlar, aynı zamanda, hızla gelişmekte olan bu kültürün hip hop gibi diğer yanlarında da yer aldılar: Dynamic Dolls break dans yapan bir kızlar grubuydu, Daisy Castro ise çıkışını önceleri tamamen erkeklerde oluşan Rock Steady Crew'da yaptı. Lady Pink ve Lady Heart ta yasadışı toplumsal sanatlarını bir duvar yazısı gibi ortaya koyan kadınlardı.
Kadınların hip hop'un gelişiminde haklı bir yeri olduğuna belki de en iyi örnek o zamanlar underground bir 'geçici heves' olarak görülen bu akımdan yararlanmayı ilk düşünen kişinin bir kadın olmasıdır. Orta yaşlı ve ara sıra R & B şarkıcılığı da yapan Sylvia Robinson genç erkeklerden oluşan bir grup toparlayıp Chic'in 'Good Times'ı üzerine hareketli bir rap kaydetti ve böylece de, tarihi sonsuza kadar değiştirecek olan 'Rap Lokumu' doğmuş oldu. Şimdi artık tarih olmuş olan bu parçanın başarısı Sylvia'yı Sugar Hill Records'u (1980'lerin başlarında birçok anlamlı rap olayında etiketi bulunan bir firma) kurmaya kadar getirdi. Onu, Tommy Boy ve Def Jam firmalarındaki Monica Lynch ve Carmen Ashurst-Watson gibi isimler izledi. Rock'ta olmuş olanın tam tersine, rap işinde kadınlar ilk günlerden beri sağlam yerler edinmişlerdir.
Sylvia Robinson bir girişimciydi yoksa bir kadın hakları savunucusu değil, Sugar Hill'i kurduğunda, tabi ki kendisine biraz olsun para getirebilecek şeyler düşünüyordu. Anlaşma yaptıklarının pek azı kadındı. Disko etkilenimli ve parlak bir üçlü olan Sequence 1979'da klasikleşmiş olan 'Funk You Up' ve 'Monster Jam'de şarkı söyleyip rap yaptılar. Onların dans edilebilir müzikleri 90'ların sonlarındaki hip hop-soul bileşiminin kökleri oldu. Diğer bir firma, Enjoy Records, ilk plağını efsanevi Funky Four + One ile yaptı. Buradaki 'One' Sha Rock isminde oldukça genç bir kadındı. Bronx'lu bu grup Temptations tarzı koreografileri, Gilligan's Island temasının üzerine şarkı söylemeleri ve dört saat Süren gösterileriyle ün kazandı. İlk plakları 'Rappin' and Rockin' the House'tan sonra Robinson'un Sugar Hill firmasına gittiler ve buradan, bir baş yapıt, 'That's the Joint'i çıkardılar. 1981'de ise, o şamatacı, hoş duygulu eğlence titreşimlerini Saturday Night Live'ın setine de taşıyıp, bu gösterideki ilk rap olayı oldular. Sha Rock desteklerini yalnızca bir MC olarak değil, 'beat box (groove box)' aletiyle uyguladığı yeniliklerle de kazandı. Bu alandaki hemcinsleri pek fazla değildi. Hala daha devam eden bir geleneğe göre, eski günlerde, bu işin mutfağında çok az kadın bulunuyordu (DJ Jazzy Joyce, ve sonra, Salt-N-Pepa'nın Spinderella'sı gibi). Bunun nedeni bazı toplumsal ve ekonomik şartlardı: Şimdiye kadar hep erkekler elektronik aletlere daha fazla ilgi duymuşlardı. Bu konuda hem parasal hem de kültürel olarak daha iyi durumdaydılar. Bir MC olarak Lady 'D'nin demesine göre, kendini şarkı söylemekle sınırlandırmak onu 'aletlerin her an bozulabileceği ve ilk iş olarak para harcayıp bozulanları yerine koyma endişesi ve bu ağır aletleri metroyla gösteriden gösteriye taşıma zorluğundan koruyor'muş. Bu gibi problemler aslında başlangıçta bir çok kadını rap'ten uzak tutmuştu. Diğer bir deyişle, işin üretim kısmını erkeklere bırakmak kadınlar için daha güvenli oluyordu.
Fakat, şarkı söylemek güzel bir ağzı olan herkese açıktı ve bir çok kadın da ağızlarını açtı ve her şey kendiliğinden oldu. 70'lerin sonlarında Bronx'ta oluşan bir takım Cosmic Force'un (Sonradan dağılıp, 1980'de Afrika Bambaataa's Zulu Nation'a katıldılar) ön plandaki kadını Lisa Lee idi. Lisa, Sha Rock ve Mercedes Ladies'den Debbie Dee ile bir yıldızlar takımı Us Girls'ü kurdu. Grubun kısa bir yaşamı oldu ama Harry Belafonte'nin 1984'teki filmi Beat Street için bir parça yaptılar. Jazzy Joyce'un da bir elemanı olduğu Sweet Trio 1986'da Tommy Boy için 'Non Stop'ı kaydetti. Joyce daha sonra, prodüktör Hurby 'Luv Bug' Azor ile çalışmış olan Davy D'nin eski dansçılarından, Sweet Tee ile bir grup kurdu ve tamamen kadınlar tarafından yaratılıp listelerin üst sıralarına tırmanan bir rap plağı 'It's My Beat'i yaptılar.
Aynen rock'ta olduğu gibi hip hop'ta da kadınlar hala erkeklerin gerisinde kalıyordu ama hip hop tarihinde kadınların oyun alanlarını eşitleyebilecekleri bir an olmuştu: 1980'lerdeki tanınmamış 'dis' (tepki) plak şirketleri patlaması bazı kadın MC'lerin kariyerlerini de patlattı. Fırtına 1985'te, erkeklerden oluşan bir üçlü olan U.T.F.O. 'Roxanne, Roxanne' isimli parçayı yaptığında koptu. Parça erkeklerin çekiciliğine karşı koyabilecek sinirlere sahip sıkı bir kızı anlatıyordu. Birdenbire, 14 yaşında, güçlü bir sesi ve yorucu bir zekası olan bir kızın okuduğu bir plak ortaya çıktı ve U.T.F.O.'nun tahtını sarstı. New York, Queensbridge'den gelen bu kızın ismi Roxanne Shanté idi.
U.T.F.O.'nun bahsettiği Roxanne rolüne soyunan bu tombul yanaklı ve acımasız kadın (New York radyosu DJ'lerinden Marley Marl'ın prodüktörlük desteğiyle) rap ortamında bir bomba gibi patladı ve dis plak şirketlerinin gözdesi oldu. Bunu takiben, kadın MC'ler onun etiketini elinden almak ve kazancının bir kısmını paylaşmak için savaşa başladılar. Prodüktör Spyder D Roxanne Shanté'nin plağını dinler dinlemez hemen koruması altındaki Sparky D'den Shanté'yi ortadan kaldıracak bir plak yapmasını istedi. İki hafta içinde bir anlaşma yapıldı. O sırada, Real (gerçek) Roxanne-ki o zamana kadar New York'ta yaşayan Joan Martinez isimli bir garsondu-U.T.F.O.'ya bir başka tepki plağı daha yaptı. Roxanne ile ilgili 100'den fazla plak yapılmıştır.
Bu tepki şirketlerinin gittikçe daha popüler olması kadın MC'ler için büyük bir nimetti. Onlar kadınlara, erkek rap dinleyici kitlesine yabancılaşmadan (En azından bir bölümüne çünkü bu tepki plaklarının çoğu kedi dövüşü ya da günlük cinsiyet savaşlarıydı), böbürlenme, karşı çıkma ve keskin zekalarını kullanma fırsatı veriyorlardı. Roxanne Shanté 'Wack It' plağında ağzına geleni söyleyerek Los Angeles'li bir grup olan J.J. Fad'i (M.C.J.B., Baby-D ve Sassy C'den oluşuyordu ve N.W.A. günlerinde Dr.Dre'nin prodüktörlüğünde çıkardıkları 'Supersonic' ile tanınmışlardı) iyice hırpaladı. J.J.Fad de 'Ya Goin' Down' ile buna karşılık vererek Shanté'nin ağırlığını ve cinsiyetini sarsmaya çalıştı. O sıralarda, Pebblee Poo 'A Fly Guy'ı ile Boogie Boy'un meşhur parçası 'A Fly Girl'e karşılık veriyordu. E-Vette Money'nin 'E-Vette's Revenge'i ise L.L. Cool J'in 'Dear Yvette'ine bir cevaptı. 1991'in sonlarında, Roxanne Shanté (İsmini sonradan Shanté olarak kısaltmıştır.) 'Big Mama' parçasıyla aralarında Queen Latifah, MC Lyte ve Yo Yo'nun bulunduğu bir sürü kadın MC'yi lime lime etti.
Rap'in en uzun dayanan kadın grubu Salt-N-Pepa'yı ortaya çıkaran da bir tepki plağıydı. Cheryl James ve Sandy Denton Queensborough Koleji'nde tanışmışlar ve Sears mağazalarında beraber çalışmışlardı. Hurby 'Luv Bug' Azor'ı da burada tanıdılar. Azor o sırada hala öğrenciydi ve bir okul projesine plak yapıyordu. Böylece, yeni arkadaşları da 'The Show-stopper'ı kaydettiler. Bu parça Doug E. Fresh and Slick Rick'in 'The Show'una bir tepki niteliğindeydi. Azor parçayı küçük bir firma olan Pop Art'a ürdü. Burada gruba Super Nature ismi verildi. Daha sonra, Azor Pamela Green'i buldu ve onu da gruba DJ Spinderella ismiyle getirdi.
İsimlerini Salt-N-Pepa'ya çevirdikten sonra, 1986'da Hot Cool & Vicious'ı çıkardılar ve albüm iki sene sonra iki kez platin ödülü aldı. Salt-N-Pepa bu şerefe nail olan ilk kadın grubuydu. İlk albümden sonra Greene gruptan ayrıldı ve onun yerine Dee Dee Roper Spinderella olarak geldi. 1987'de S-N-P 'Push It'i çıkardı, bu da altın ödülü aldı. Albümleri A Salt with a Deadly Pepa ve Black's Magic te altın aldılar. Single'ları 'Shoop' ve En Vogue'un da yer aldığı 'Whatta Man' ile de desteklenen 1993 albümleri Very Necessary beş milyonun üzerinde sattı.
Fakat, S-N-P'nin bu yüksek satışları aslında bir anormallikti çünkü gerçekte kadınlar hala fazla satamıyorlardı. 1992'ye gelene kadar single'larıyla altın almış olan kadınlar yalnızca S-N-P ve J.J.Fad'den ibaretti fakat bunlar da, 'Supersonic'in gerçek bir rap parçası olmadığını düşünen bazılarınca, hiç hesaba katılmıyordu. Kadınların bu kadar az satmasının bir nedeni rap dinleyicisinin çekirdek kitlesinin erkek oluşuydu ve erkekler rap'i tanımlayan sıkı pozları kadınların taklit etmesine henüz hazır değildiler. Kadın dinleyiciler rap'in sert ritmleri üzerinde daha melodik müziklerin olmasını tercih ediyorlardı. Salt-N-Pepa bunu akıllıca farketti ve gerçekleştirdi: Profesyonelce yazılmış kadınsı ve cinsiyetle ilgili şarkı sözlerini R & B melodileri üzerine yerleştirmek onlara sayısız kadın hayran kazandırdı. Fakat kadın sanatçıların çoğu kötü zamanlar geçiriyordu; her yerdeki kadınlar gibi, kadın MC'ler de bir kamyon dolusu genetik önyargıyla yüz yüzeydiler. 1994'te, Queen Latifah VIBE'ta konuya şöyle parmak basıyordu: 'İnsanlar kızların neden platin alamadığını merak ediyorlar fakat biz çoğu zaman, pazarlama ve promosyon için, yeterli para bile alamıyoruz ve işte apaçık gerçek bu.'

Rap'in kritik bir dönüm noktasından geçmesi kadın MC'ler için başarıyı daha da yakalanamaz hale getirecekti. İlk etaplarda, müzik karşı çıkma ve böbürlenme üzerineydi ama içinde fiyakalı bir oynaklık yani 'gösteri' unsuru da taşıyordu. Grandmaster Flash'in uzay giysileri içindeki eski fotoğraflarını, ya da, altın renkli lame elbiseleri içinde ve 'danseden kraliçe' tarzı yapılmış saçlarıyla Sequence'i hatırlayın. Benzer şekilde, sesler de disko ve elektrik boogie özellileri taşıyordu. Umutsuz getto yaşamının bir portresini çıkaran ve 1982'de hit olan 'The Message' ile birlikte olaylar değişmeye başladı ve Run-D.M.C., sokak kıyafetleri içinde ve 'Hard Times' ve 'It's Like That'deki gibi sert ve yalın şarkı sözleri ve ritmlerle, sahnelerde esmeye başladı. Ne tuhaftır ki, Run-D.M.C. elemanları Hollis, Queens'ten gelen orta sınıf çocuklarıydı ve getto yaşamı onlar için ancak, sözlerini yönelttikleri banliyölü beyaz çocuklar için neyse o, yani, çocukça bir fantezi olabilirdi. Prodüktör ve Def Jam Recordings firmasının kurucularından Rick Rubin şöyle anlatıyor: 'Run-D.M.C. ve banliyö rap okulu ile birlikte getto yaş sanki bir kovboy filmiymiş gibi baktık. Bize göre Clint Eastwood gibi bir şeydi. Böyle şeylerden söz edebiliyorduk çünkü evimize o kadar yakın değildiler.'

Daha sert ve küstah bir rock sound'u ile birlikte, Run-D.M.C. – ve arkasından L.L.Cool J – çok sayıda dinleyicinin kulaklarını çeldiler ve bu olayı geçici bir heves olarak gören milyonları bu biçime yönelttiler. Rap'in sesi değişiyordu. Sert adamlar ve sokak yaşamı iyi satıyordu. Plak firmalarının istediği de buydu zaten. Bu bir Hollywood rüyası değildi – gerçek kalmak üzerineydi. Ve kadınlar için, topluma tehditkar pozlar vermek, bilinen nedenlerle, zor oluyordu ve onlar rap oyununda bir kenara itildiler.


Buna bir istisna MC Lyte idi. 1986'daki single'ı 'Cram to Understand' ile sahneye çıktığında 16 yaşındaydı. Queens ve Brooklyn'de yetişmiş olan Lana Moorer şarkı söylemeyi, koruyucu erkek yarı-kardeşleri, ustaca hazırlanmış single'ları 'Top Billin'' ile patlamasını yapmış olan, Audio Two isimli ikiliden öğrenmişti. Çocukların kurnaz babaları Nat Robinson onlar için First Priority isminde bir şirket kurmaya karar verdi, fakat daha sonra, Atlantic ile, ancak bu mega şirketin kızı Lana'ya da bir plak yapmayı kabul etmesi şartıyla, anlaşma yapma yoluna gitti.

Lyte'ın, '%10 Dis' ve 'Paper Thin' gibi o günden sonra klasikleşecek parçalardan oluşan, ilk albümü Lyte as a Rock 1988'de piyasaya çıktı. '%10 Dis' Lyte'a karşı bir tepki plağı yapacağı söylenen rakipi Antoinette'e, ondan önce davranarak yapılmış, bir ön tepki idi. Lyte'ın sesi çatlak, ham ve gençti – çok korkutucu olamıyordu, küçük tombik bir çocuktu, fakat şarkı söylerken ölümüne ciddileşiyordu ve bu yüzden de çok saygı kazandı (Chuck D sonradan onun için 'MC Lyte, that's right / She could win a rhyme fight – MC Lyte, çok doğru / Bir şarkı savaşını kazanabilir o' diye bir şarkı söyledi).

Radyolarda yayınlanmadığı halde ilk altı ayda 125.000 satan 'Paper Thin (Kağıt Kadar İnce)'de, Lyte onu aldatan bir erkek arkadaşına saldırıyor ve kendisini böyle ucuz numaraların üzerinde olan gururlu genç bir kadın olarak gösteriyordu: 'Ben bir erkekle uğraşacak, oynayacak türde bir kadın değilim / Onlar parayı alıyor ve cehennemi saçıyorlar...Fakat eğer bu da işe yaramazsa, yo hayır yaramıyor / Böyle olmamalıydı, biliyorsun, olmamalıydı / Ben de sizin hepinize diğerlerinin hepsine davrandığım gibi davranıyorum işte / Senin bana söylediklerin kağıt kadar ince.' Lyte sert ve sıkıydı – fakat kalbinde, açıkça saygıdeğer bir kızdı.

Lyte'ın popülerliği 1989'daki Eyes on This ile artmaya devam etti. Albümde, DJ K-Rock ile birlikte yaptıkları ve rap listelerinin tepelerine fırlayan, kulak tırmalayıcı, 'Cha Cha Cha' isimli parça da bulunuyordu. Fakat iki yıl sonra, Lyte düşüncesizce yolunu değiştirmeye teşebbüs etti: Bir sonraki albümü Act Like You Know daha yumuşak, tatlı ve romantik parçalar içeriyordu. Bu durum onun sıkı-kız imajına alışmış hayranlarına ters geldi. Tombik çocuk görüntüsünü de değiştirmiş, yetişkin giysileri giymeye ve yetişkin makyajı yapmaya başlamıştı. Act Like You Know albümü başarılı olamadı. Fakat bu hata rap tarihinde önemli bir olay sayılmalı çünkü Lyte, bir sonraki çabasıyla, hınçla tekrar eski sıkı günlerine döndü. 1993'te Ain't No Other çıktı. Albümdeki parçalardan biri, 'Ruffneck', bir kadının tek başına altın aldığı ilk rap parçası olacaktı. 1996'da beşinci albümü Bad as I Wanna B'yi çıkardı. Albümde, Jermaine Dupri ve R.Kelly'nin parçaları ve Diana Ross'un 'Upside Down'ının bir örneği üzerine Puff Daddy'nin remiks yaptığı 'Cold Rock a Party' – ki Lyte'ın o güne kadarki en büyük hit'i oldu – bulunuyordu. Fakat, 1998'de çıkan Seven and Seven, aldığı eleştiriler ve getirdiği para açısından, bir hayal kırıklığı oldu. Yine de Lyte, zamanındaki erkek rap sanatçılarının neredeyse tümünden daha uzun bir rap yaşamı olmasının tadını çıkardı.

Lyte sert-kız ve iyi-kız arasındaki hassas bir çizgide yürüyerek rap'in gerçek-kal şeklindeki yeni kuralını bozmuş oldu. Aynı model Yo Yo'ya da uygulanabilir. Ice Cube onu 1989'da Los Angeles'taki bir alışveriş merkezinde keşfettiği zaman o daha liseli bir amigo kızdı. Cube onu stüdyoya soktu ve 'It's a Man's World' parçasında kendisiyle beraber bazı bölümler kaydettirdi. Yo Yo'nun ortaya koyduğu cesaretli fakat hala kadınsı imaj onun 90'larda dört albüm yapmasını sağladı.

Queen Latifah ta, görkemli duruşu, Afrika giysileri ve olumlu şarkı sözleriyle (Latifah Arapça'da 'iyi' ve 'hassas' demektir) erkekler klübüne bir başka alternatif yarattı. East Orange, New Jersey'deki lisesinde, Dana Owens kendilerine Ladies Fresh diyen bir kızlar grubunda ağzıyla beat box görevi yapıyordu. Daha sonra, DJ Mark the 45 King ile tanışarak Tommy Boy Records firmasının dikkatini çekecek olan bir demo yaptı. 19 yaşındayken, All Hail the Queen albümünü çıkardı (1989). İngiliz rapçisi Monie Love'ı Amerikan dinleyicisine tanıtan, albümün ikinci single'ı 'Ladies First' kadınları coşturdu ve onların marşı oldu ama siyah erkeklerin beğenisini kazanamadı (İşin ilginç tarafı, bu son derece kadınca parçanın sözlerini Latifah'ın bir erkek arkadaşı, kendi hit parçası 'Gangsta Bitch' ile de tanınan, Apache yazmıştı).

Baştan beri, doğal karizması, sıcaklığı, sokağın köşesindeki çocuklara ve, benzer şekilde, banliyölü rap hayranlarına duyduğu saygı ile, Latifah bir olay olmuştur. O, iri yarı gövdesi ve kocaman gülüşüyle sahnede azametle yürüyerek, her türlü kalabalığı harekete geçirebilir. Doğuştan bir eğlendiricidir. Kariyerinin ilk zamanlarında, De La Soul ve Jungle Brothers'ın da üyeleri olduğu, bir aşk-ve-barış hip hop grubu Native Tongues'a katılmış, onlar da onun görüntüsünün daha da ortaya çıkmasına yardımcı olmuşlardır. İki yıl sonraki teşebbüsü Nature of a Sista iyi eleştiriler alan fakat ticari bir hayal kırıklığı olan All Hail kadar bile satamamasına karşın Latifah'ın kişiliği onu toplumun gözünde desteklemeye devam etmiş, nitekim, Juice ve House Party 2 filmlerinde ve Spike Lee'nin Jungle Fever projesinde yer alması için çağırılmıştır.

Latifah'a bir MC olarak hakkını veren albüm 1993'teki Black Reign oldu. Annesini bir motorsiklet kazasında kaybettikten sonra yaptığı için albümde onun her zamanki olumluluğunun yanı sıra yeni bir karanlık tarafı da yansımaktadır. Belki albümün karanlığından ya da odaklanma eksikliğinden, Tommy Boy firması Latifah'ı bırakmaya kalktı, fakat, Motown firması kaptı ve albüm çıkarıldı. Black Reign altın aldı ve albümden bir single 'U.N.I.T.Y. (Who You Calling a Bitch)' Grammy ödülü kazandı.

Queen Latifah hip hop'un ruhunu şarkı söylemekten daha ötelere taşımıştır: Başarılı bir girişimci olarak, Flavor Unit Menajerlik ve Flavor Unit Plakçılık firmalarının ikinci başkanıdır; bir de, From the Heart of a Queen isimli teşvik edici ve esinlendirici bir kitap yazmıştır. Bir aktris olarak ise, uzun Süreli bir komedi televizyon dizisi Living Single'da, VIBE'a benzer bir hip hop dergisinin editörü, iğneleyici Khadijah rolünü, 1997'de, Set It Off filminde lezbiyen bir banka soyguncusunu oynamıştır – ki bu rol güzel eleştiriler almış olsa da kendi cinsiyeti hakkında bazı tatsız sorularla karşılaşmıştır. Daha sonrasında ise, Sphere ve Living Out Loud filmlerindeki rolleriyle Hollywood akıntısına biraz daha kapılmış oldu.

Aslında, ilk tanındıkları sırada, MC Lyte ve Queen Latifah'ın eşcinsel olduklarına dair söylentiler çıkması hiç te şaşırtıcı değil. Söylentilerin doğru olup olmaması konu dışı bir şey. Önemli olan bu kişilerin kadının hip hop'taki yerinin çelişkili algılanmasına işaret etmiş olmalarıdır. Eğer bir MC olmak para, cinsiyet, sokaklar ve her şey üzerinde bir güce sahip olmak demekse, o zaman, MC'liğin doğası kadınsı olamaz, en azından bazılarına göre. Fakat ne güzel ki bu tür düşünce artık değişmektedir. Lil' Kim, Missy Elliot ve Lauryn Hill isimli sözünü sakınmayan dişilerin son derece başarılı kariyerlerini bir düşünün. Bu kişiler eski Kadın MC'lerin hünerlerine ve inatçılıklarına çok şey borçludurlar. Bu öncü kadınların hiç biri rap'in Susan B. Anthonys'i olamadı. Onlar, erkek kardeşleri gibi, büyük ritme ve müziği ortaya çıkarmak için şarkı söyleme sevgisine kapılmış ve hip hop dediğimiz bu şeyde bunu tüm kadınlar için talep eden kadınlardı.


Diskografi:

J.J. FAD
Supersonic (Atco/Ruthless, 1988)
Not Just a Fad (Ruthless, 1990)

MC LYTE
Lyte as a Rock (First Priority/Atlantic, 1988)
Eyes on This (First Priority/Atlantic, 1989)
Act Like You Know (First Priority/Atlantic, 1991)
Ain't No Other (First Priority/Atlantic, 1993)
Bad as I Wanna B (First Priority/Elektra, 1996)
Seven and Seven (EastWest/Elektra, 1998)

QUEEN LATIFAH
All Hail the Queen (Tommy Boy, 1989)
Nature of a Sista (Tommy Boy, 1991)
Black Reign (Motown, 1993)
Order in the Court (Flavor Unit/Motown, 1998)

THE REAL ROXANNE
The Real Roxanne (Select, 1988)

ROXANNE SHANTÉ
Bad Sister (Cold Chillin', 1989)
Def Mix #1 (Cold Chillin', 1989)
The Bitch Is Back (Cold Chillin', 1992)
Roxanne Shanté's Greatest Hits (Cold Chillin', 1996)

YO YO
Make Way for the Mother Lode (EastWest, 1991)
Black Pearl (EastWest, 1992)
You Better Ask Somebody (EastWest, 1993)
Total Control (EastWest, 1996)

TOPLAMA ALBÜMLER
Queens of Rap (Priority,1989)
Fat Beats and Bra Straps: Women of Hip Hop Volume 1: Classics (Rhino, 1998)
Volume 2: Battle Rhymes and Posse Cuts (Rhino, 1998)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://saniserfan.forummum.com
 
Hip Hop'un ilk kadınları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Şanışer Fan Sitesi :: Hiphop Kültürü :: HipHop Giyim Tarzı-
Buraya geçin: